
Sessizliğin Altındaki Sistem: Tüplü Dalışta Disiplin
Tüplü dalış, aksiyonu az ve sakin bir spor olarak görünür. Zamanında bir arkadaşım bana; "dalmaktan ne zevk alıyorsun?" diye sormuştu.
Dalış benim için huzurlu ve sessiz bir ortam sunuyor. Aynı zamanda, hiç bilmediğim bir yere gelmişim hissini veren deniz canlılarının bakışları arasında sakince süzülme imkânı sağlıyor. Suyun desteğiyle kendimi hafif, dertlerden ve sorunlardan uzakta buluyorum.
Ama bu sessizliğin altında, dikkatsizlik ve disiplinsizliğe tahammülü olmayan çok ciddi bir sistem olduğunu da biliyorum.
Temel kurallara uyulduğu sürece keyifli olan bu deneyim, en ufak bir kural ihlalinde çok hızlı bir şekilde başka bir şeye dönüşebilir. Suyun altında küçük bir ihmalkârlığın telafisi yoktur; çoğu zaman ikinci bir şans da olmaz.
Bu yazı dizisinde, 2008 yılında başladığım ve şu anda aktif olarak yapmasam da bana harika insanlar ve hayatımda değişik farkındalıklar kazandıran tüplü dalış hikayelerimi anlatacağım. Bu yazıları rehber ya da eğitim dokümanı gibi değil; biraz hikâye, biraz teknik ve biraz kişisel farkındalık içermesini planlıyorum.
Bu yazılarda, benim tüplü dalış ile tanışmama vesile olan insanlardan, öğrendiklerimden ve pek konuşulmadığını düşündüğüm bir konudan - çevre ile insanın etkileşiminden - bahsedeceğim.
Eski yazılarımda amacım tarihe not düşmekti. Fakat bu sefer amacım, bu eğlenceli sporun dayandığı en basit ve en temel mekanizmayı biraz anlatmak.
Eski yazılarımı revize ediyor olmanın yanında, yeni kazandığım bilgi ve farkındalıkları içeren yazılar da ekliyor olacağım.
Sessizliğin altında işleyen bu sistemi birlikte keşfetmeye hazırsanız, başlayalım.