Doğa sporları konusunda bir uzman sayılmam ama yapmayı sevdiğim kesin. 🙂 Tüplü dalış ve şimdi de dağcılık eğitimine başladım. Aslında daha önceden başlamıştım ancak, şu anda her şeye sıfırdan başladığımı düşünerek devam ettiğim Yıldız Teknik Üniversitesi Dağcılık Kulübü Başlangıç eğitimiyle artık dağlarda yerimi almak için çalışmalara ve eğitimlere başladım. Eğitimler sırasında hem çadır partnerim hem de beni motive eden Vehbi DEROLUR‘ a teşekkür ediyorum. Moralimi yükseltmem ve yapamayacağımı düşündüğüm şeyleri yapabileceğimi gösteren insanlardan biri. 🙂

Salı günü (30 Ekim 2012) yapılan teorik derste Ballıkayalar kampı için nereden otobüse bineceğimi listeye eklemem ile başlayan heyecanım kamp günü yaklaştıkça doruklara ulaştı. İlk defa kampa gidiyorum veya ilk defa doğa da sabahlıyor değilim ancak YTÜDAK ile ilk defa kampa gidiyorum.

Cuma gecesi işten fazla oyalanmadan eve geldim, malzeme listemi hazırladım ve uyudum. Sabah 05:00 da kalkıp çantamı hazırladım. Hazırlanmam bittiğinde saat 06:00 gibiydi ve daha evden çıkmama çok olduğu için 1 saat uyuma fırsatım oldu. Saat 08:25 gibi evden çıktım ve planlanmış hareket noktası olan Kadıköy Haldun Taner Sahnesi önünden otobüsümüze bindik. 09:00 da otobüsümüz kamp alanından önce küçük bir mola vereceğimiz Tavşanlı köyüne geldiğinde kendimi dinlenmiş ve daha heyecanlı hissediyordum.

15 dakika bekledikten sonra kamp alanı için yola çıktık. Kısa bir yolculuktan sonra, yolun ortasında durduk ve eğitmenlerimiz otobüsten inmemiz gerektiği şeklindeki işareti aldıktan sonra otobüsten inip tek sıra olmak için yolun karşısına geçtik. Yürüyüşe başlamadan önce eksik malzemesi olanlar ve çadır gruplarıyla ilgili olarak ayarlamalar ve tabi ki yürüyüş sırasında dikkat etmemiz gereken noktalar hatırlatıldı, bu sırada yağan azıcık yağmur bile kampın aslında ne kadar kötü geçebileceğinin habercisi gibiydi. Fakat daha önceden hava durumuna baktığım için daha fazla yağmur yağmayacağını biliyordum.

Yürüyüşe başlayacağımızı anlamamız için “sağdan say” komutunu duymamız yeterli oldu ve 90 kişilik acemi dağcı adayından oluşan bir ekip olduğumuzun farkına vardık. Yürüyüşümüz fazla sürmedi ve kamp yapacağımız alana geldik. Çadırlarımızı grid düzen ( en sağlam çadırlar rüzgarı ve soğuğu kesmek için dış sıralarda yer aldığı, her taraftan eşit şekilde ve simetrik gözüken çadır düzeni ) şeklinde kurmamız biraz sürse de sonunda çadırlarımızı kurduk. Hemen sonrasında sigara içme alanı ve tuvalet alanları belirlendi. Herkes matını ve yiyeceklerini çıkartarak bir şeyler yemek için çadırına çekildi. Bu esnada gelişim grubu arkadaşlar performans testi yapılacağını ve fazla yemek yiyip, sıvı tüketmememiz gerektiğini hatırlattılar.

13:00 da performans testi başladı. Bu testte amacımız kendi performansımızı görmek ve bunu arttırmak için çalışmak. Bunu ölçmek için eğitmenlerimiz arazide 3 tur koşu yaptırdılar. Ayağımdaki botları bahane etsem de aslında performansımın gerçekten çok kötü olduğunu gösteren 15 dakika 17 saniye ile parkuru tamamladım. Sonrasında sınırsız olmak üzere; barfiks(2 tane), şınav (12 tane) ve mekik (22 tane) çektikten sonra dinlenme verildi. Fotoğrafta böyle poz verdiğime bakmayın aslında sürünüyorum ve bu son tur 😀

Performans testinden verilen dinlenmede yemeklerimizi yedik ve biraz değerlendirme yaptık. Vehbi DEROLUR‘ un dereceleri benden daha iyiydi ve bu beni daha fazla kendimi geliştirmem için zorlamam gerektiği konusunda teşvik ediyordu. Saat 15:00 olduğunda herkesin eline 1.10 metrelik pursik ipleri dağıtıldı ve gruplara dağılarak ip eğitimlerine başladık. Hepsini daha önceden bilmeme rağmen her şeye sıfırdan başladığım için eğitmenimiz ne diyorsa onu yaptım ve onun dediklerini dinledim. Sırasıyla sekizli, açık ve kapalı sekizli, tam kazık, yarım kazık, balıkçı, çift balıkçı, pursik ve perlon düğümleri gösterildi. Bu düğümlerin ne kadar önemli olduklarını bildiğim için dinlenme sırasında hep pratik yapıyor haldeydim.

Hava hafif hafif kararmaya başlarken daha önce okuduğum faaliyet raporlarında gece kaldırılıp yürüyüş yapacağımızı okumuştum. Bu sebepten biraz daha iyi dinlenebilmek için saat 18:00 civarında çadırımıza girdik ve dinlenmeye başladık. 15 – 20 dakika sonra eğitmenlerden 19:00 da bir faaliyet yapılacağının ve tek sıra olarak hazır olunması gerektiği bildirildi ve tam saatinde sırada olduk. 30 kişilik 3 gruba bölündükten sonra, takımdaşlık oyunları oynamaya başladık. Bu oyunları amacı herkesin birbirini tanıması ve birbirlerine güvenmelerini sağlamak. Eğitimimiz 20:30 civarında bitti ve herkese uyumak için çadırlarına çekildi. Ancak bir kampta olması gereken en önemli nokta mutlak sessizlik… 22:30 olarak belirlenen mutlak sessizlikte isterseniz uyumayın, ama sessiz olmanız ve kimseyi rahatsız etmemeniz gerekiyor.

Yatmadan önce saatimi saat 02:00′ a kurmuştum. Gece kaldıracaklarından emindim ve beklediğim ses gelmeden bir düdük sesi geldi ve arkasından “çadır hariç tam kamp yüküyle 20 dakika içinde tek sıra” diyen bir ses. Telefonuma baktım saat 01:50 yani telefonumu kurduğum saatten önceydi… Vehbi abiyi uyandırdım ve çadırımızdan çıktık. Yürüyüş olacağını ya da çadır topla kaldır yapacağımızı düşündüğümüz için hafif üşür vaziyette çıktık çadırdan. Dışarı çıktığımızda herkesin daha yeni uyandığını ve üzerine kat kat bir şeyler giydiğini gördüm. 40 – 45 dakikalık bir gece yürüyüşünün ardından kampa geri döndük ve sabah 08:00 de tek sıra olmak için uyumaya başladık.

Gece yürüyüşünde doğa da yaptığınız bütün yürüyüşlerden çok daha fazla keyif alacağınızı düşünüyorum. Bu yüzden en azından bir kere de olsa gece yürüyüş yapın. Ama dikkat etmeniz gereken kafa lambanızı açmayın ki gökyüzünün o muhteşem güzelliğinin yanında karanlığa alışmasıyla derinlik kazanan görüşünüzün çevrenin ne kadar güzel görüneceğinden kendinizi mahrum etmeyin. Bir kere yaptıktan sonra sırf bu yüzden trekking’ e başlayabilirsiniz 😀

Sabah uyandığımızda 07:00 olan saat bize uyanıp artık kahvaltı yapmamız gerektiğinin habercisiydi ve bizde öncelikle eşyalarımızı toplayıp, sonrasında kahvaltı yaptık. Saat hafif hafif 08:00′ e yaklaşırken sırada yerimizi aldık ve dağcılıkta kullanılan ocakların anlatıldığı eğitimimiz başladı. Eğitimin ardından ufak bir dinlenme yaptık ve hemen takımdaşlık oyunlarına başladık.

Oyunda gözlerimizi bağladılar ve elimize bir tane ip verdiler. İpin ucuna çift balıkçı düğümü atarak kapalı bir halka yapmamızı istediler. Bunları yaptıktan sonra komut geldi; “bütün köşeleri 90 derece olan bir tane kare yapmanızı istiyoruz ve süreniz yok”… Bunu denerken gözlerim kapalı olduğu için tam olarak ne hale geldiğimizin şeklini hayal edemiyordum. “22, 44, 66 dikleşin…” bu sesi duydum bol bol ve sonra gözlerimizi açtık ve tam bir yamuk olmuştuk. Sonra tekrar gözlerimizi kapattık ve komut geldi; “10 dakika içinde eş kenar bir üçgen yapmanızı istiyoruz”… Denedik, çabaladık ve başardık 🙂 Bu bizim bir önceki oyundan bozulan morallerimizi düzeltmemizi sağladı ve beklediğimiz bir başka faaliyet için dinlenmeye geçtik.

09:15 te sıraya geçtik ve düğüm sınavı olmak için 12li guruplara ayrıldık. Tek tek sırayla sınava girdik ve bir gün öncesinde öğrendiğimiz düğümleri ve sorulan soruları cevaplamaya başladık. Şu düğümü yap, bunu yap yerine; öğrendiğimiz düğümlerden hangisini kullanarak şunu yapabilirsin şeklindeki sorular sorularak ezberlemek yerine öğrenip öğrenmediğimizi sorguladılar.

Herkesin tek tek sınava girmesinden dolayı bir sonraki eğitimimize 13:00 de başlayabildik. Bu eğitimi bize eğitmenlerimiz yerine bir sene önce bizimle aynı eğitimlerden geçen gelişim grubu arkadaşlarımız anlattılar. Konumuz,  çanta seçimi ve yerleştirilmesiyle birlikte fırtına anında çadırın toplanması ve daha güvenli bir bölgeye geçilmesi şeklindeydi. Bu eğitimin ardından önceden yapılmış faaliyetlerin raporlarında olan çadır topla kaldır komutu; “20 dakika içinde tüm kamp yüküyle tek sıra” olarak geldi. Eşyalarımızı sabah topladığımız için çantalarımızı dışarı aldık, çadırı topladık ve sıraya geçtik. Ancak diğer ekip arkadaşlarımızın işi bitmediği için eşyalarımızı bıraktık ve insanların yardıma ihtiyacı olup olmadıklarını sorduk. Süremizi biraz geçmiştik ki, çadır kazıklarının yerde kalması aslında işimizi tam olarak yapmadığımızı gösterdi hepimize.

“Çadırları topladık şimdi kurmak lazım” gibi bir cümle duydum ve beklediğimiz o çadır topla kaldır eğitimine başladığımızı anladım. Bu eğitimde amaç çadırımızı tanımamız, hız kazanmamız ve ekip içinde birbirimize yardım ederek bir şeylerin üstesinden gelmemiz. Bir kaç denemeden sonra 5 dakika gibi bir sürede topla kaldır yapabilir duruma geldik ancak sıcak altında bu eğitimi yaptığımız için yorulduk. Eğitmenlerimiz en son sakince toplanmamız için bize süre verdiler ve sonrasında kamp faaliyet hakkında değerlendirme toplantısını yapmaya başladık. Sıcağı sıcağına herkes düşündüğünü söyledi ve kafamıza yatmaya bazı şeylerin açıklamalarını alabildik.

Toplantıdan 5 – 10 dk sonra otobüslere binmek için kamptan ayrıldık. Otobüse bindiğimde yorgun gibiydim ama beklediğim heyecanın daha fazlasını yaşadığım için çok hoşuma gitmişti. Saat 17:15 civarında evdeydim ve öncelikle malzemelerimi çıkardıktan ve bakımlarını yaptıktan sonra dinlenmeye geçtim.

Kamp faaliyetinde beklediğimden çok daha dolu bir zaman geçirdim ve emeği geçen bütün YTÜDAK ailesine teşekkür ediyorum.

Yorumlayın